Ýlkhamle.com
Kullanıcı Adı
 
Şifre
 
 
 
 
 
Hata Bildirim FormuHata Bildirim Formu


 
 
 
   
   
 

Risk iş için doğal olduğundan, karar verme ve süreç riski yönetimi orta bir şirketin tüm kısımları ve fonksiyonlarına bütünleşmiş unsurlardan oluşur. O halde bir riskin tasarımı, entegrasyonu ve uyum sorumluluğu en yüksek düzeyde olmalıdır. Aslında asil sorulması gereken riskin nasıl doğduğunun ayrıntılarıdır.

Bu ayrıntının temelinde işletme hedeflerine ulaşabilmesini önlemeye çalışan mevcut tehditlerin analiz edilmesiyle başlar. Ardından elde olan imkanlar (teknoloji, bilgi ve beyin gücü) vasıtasıyla ne kadar giderilebileceği çabası gelir. Bu verileri kullanma sayesinde riskin hafifletilmesi işlemine geçilir. Ve nihayet en son aşama olan riskin işletme içerisinde (üstünde) tutulması gelir.

Peki ülkemizde bu aşamaları tam anlamıyla yerine getirebilecek güçte ve yoğunlukta bir orta ölçekte işletme var midir,sorusu başı çekiyor. Olduğunu söylemek bu ekonomide kaos ortamından ve gelişmelerden sonra pek de hamaratlık istemez gibi geliyor bana.

Günümüzde gelişen bunu biraz daha açıp taşı gediğine koymak tabiri yerinde ise küreselleşen dünyada büyük ölçekli işletmeler varlıklarını bu küresel sermaye içerisinde öncü yapmak için risk yönetimini bir lüks değil,adeta gereklilik olanak görmeye başlamıştır.

Peki acaba ülkemizde halka çık olan işletmelerin ne kadarı risk yönetimi stratejilerini hissedarlarına açıklama çabası (gayesi) içerisine girmiştir. İşte burası irdelenmesi gereken bir mevzudur. Yani sözüm özür, Avrupa ülkelerine bakıldığında (bunun öncüsü İngiltere olmuştur) risk yönetim stratejilerine hissedarlarına açıklama zorunluluğu getirilmiştir. Avrupa çapında hem özel hem de kamu sektörlerinde kurumsal yönetimin başlatılması için benzer baskılar meydana gelmiştir.

Bu olaylar piyasa koşullarında gerçekleşirken risk yönetimi ülkemiz koşullarında neyi beraberinde getirmiştir. İşte bunları bilmek küresel dünyada nereye kadar geldiğimizin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkaracaktır herhalde. O halde daha iyi risk yönetimi için duyulan ihtiyacın arttığını ve günümüze dek risk yönetimi ile onun rekabet avantajı arasında belirgin bir korelasyon kurulmadığı inancındadır. Çok sayı da (ben birazda onlara aciz diye itham edeceğim) orta büyüklükte şirket risk yönetiminin iyileştirilmesinin belirsizliği azaltmalarına ve performanslarını daha iyi kontrol etmelerine yardımcı olacağına hala tam olarak idrak etmemiştir. (Özür diliyorum ama bizim son 2 yılda Avrupa ülkelerine nazaran ne kadar geriye gittiğimizin sebebini hükümetlerin yanlış politikalarından ziyade birazda işletmelerde aramak gerektiği inancını taşımaktayım. Bu konuyu ilerleyen zamanlar içerinde daha detaylı bir şekilde değineceğim.)

Beklenmeyen, yönetilmeyen olaylar karda uzun vadeli tahribat yapabilir ve rakiplere uzun vadeli kazançlar yaratırken orta büyüklükte bir şirketin rekabet avantajlarını tahrip edebilir. Etkin risk yönetiminin moral, yasal, finansal ve itibar ile ilgili yaralar sağlayabileceğine kuvvetle inanmaktadır. Risk yönetimi insanların değerlerini kabul eder, çalışanların güvenliğini sağlar.

Fiziksel kaynaklar maliyetleri kontrol etmenin önemli bir aracı olarak değerlendirilir. Aktifleri korur, kalite güvencesi sağlar, pasifleri azaltır ve müşterilere saygı gösterir.

Bu gelinen noktaya kadar büyük ölçekli işletmelerde varılan nokta üst yönetimi işletmelerine yönelik tehditlerin tespitinden giderek artan ölçüde sorumlu tutulmakta olup, riski aktif olarak kontrol altına tutmayan işletmelerin kayıplar yaşayacağı mantıklıdır.

Bu durumda orta ölçekli işletmelerdeki tahribatına gelince kendi risk profillerini tam olarak anlayıp bilincine vardıklarında, kendi direkt kontrol dışında hangi olay olursa olsun, belirli bir yolu takip etmenin risklerini potansiyel ödülleri ile dengeleyebilirler.

Riskin en fazla görüldüğü sektörler

  • İmalat
  • Nakliyat ve dağıtım
  • Seyahat, turizm ve tüketim
  • Kimya ve ilaç sanayi
  • Bilgi teknolojisi ve telekomünikasyon
  • Kamu kurumları ( bunların başında belediyeler gelmektedir)

Ana çekirdeğe bağlı dört çeşit risk vardır:

1) STRATEJİK RİSK

Gelişmenin azalması ve dinamik rekabet ortamına uyamama nedeniyle işletmenin hedeflerine ulaşama riskine stratejik risk denir.

Stratejik riskler arasında müşteri eğilimleri, rekabet tehditleri, ekonomik ve politik değişmeler, yeni teknolojinin etkisi, yeni dağıtım yöntemleri, mevzuattaki yasalar ve değişiklikler bulunur.

2) OPERASYONEL RİSK

Bir organizasyonun süreçlere kişilere ve ürünlere bağımlılığı ile ilgili riskler, genellikle etkinlik düzeyini etkileyen bu riskler; istihdam sorunları, süreç ve kalite kontrol sistemleri, verimlilik, tedarik zinciri başarısızlıkları ve olağanüstü durum planlarının bulunmaması ile ilgilidir.

3) FİNANSAL RİSKLER

Döviz kuru ve faiz oranı dalgalanmaları, müşterinin ödeme yapamaması ve finansal mevzuata uyum ile ilgili risklerdir.

4) TEHLİKE RİSKLERİ

Performansı olumsuz yönde etkileyebilen doğal afetler, aktiflerin hasara uğraması ve işletmenin üretimden kesilmesi ile ilgili risklerdir.

ORTA BÜYÜKLÜKTE ŞIRKETLERIN KARŞILAŞTIGI BAŞLICA RISK ENDIŞELERI

Başlıca 5 endişe stratejik ve işletmesel niteliktedir.

a) Artan rekabet
b) Kilit kadroların rakiplere kaptırılması
c) Müşteri talebinde değişiklikler
d) Pazar verilerinin bulunmaması nedeniyle uygulanan yanlış strateji
e) Personelin iÅŸe gelmemesi

Bu tehditler dışsal olarak harekete geçirildiğinden, büyük ölçüde kendi kontrolleri dışında olduğundan yöneticiler bunları kontrol etmekte güçlük çekmektedir.

Orta büyüklükteki işletmelerde bir çok riskin daha az önem taşıdığı görülmektedir.

En düşük endişe konusu olan 5 risk aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

a) Kirlenme
b) Ürün sorumluluğu
c) Personel yaralanması
d) Vergi yasalarındaki uyumsuzluk
e) Borç nedeniyle tedarikçilerin kaybedilmesi

Gelişmiş ülkelerden bazılarında görülen başlıca 5 önemli risk:

  1. İngiltere'de riski oluşturan başlıca kavramlar: Kilit kadronun rakiplere kaptırılması, tedarik zinciri ve personelin işe gelmemesi gibi nedenlerdir.
  2. Mal fiyatındaki dalgalanmalar, yanlış yatırım stratejisi ve doğal afetler Fransa'da başlıca risklerdir.
  3. IT( Bilgi Teknolojisi) güvenliğinin çökmesi kilit kadronun rakiplere kaptırılması ve artan rekabet en büyük endişeler olmak üzere işletmesel ve stratejik riskler Alman gündeminin üst sıralarındadır.
  4. İtalyan yönetimi ise riskten daha az endişelidir, artan rekabet, müşteri talebinde değişiklikler ve mal fiyatındaki dalgalanmalar ağırlıkta olmak üzere daha dışa odaklıdır. Aynı endişeler İspanya'daki yöneticilerin de düşüncelerini işgal etmektedir.
  5. Belçika'daki yöneticilerin endişeleri ise özellikle artan rekabet ve pazar verilerinin bulunmaması nedeniyle uygulanan yanlış strateji bakımından oldukça risk taşımaktadır.

SEKTÖR İTİBARİYLE GÖRÜLEN RİSKLER

  • Kimya ve İlaç Sanayi: Artan rekabet, mal fiyatlarındaki dalgalanmalar Pazar verilerinin bulunmaması nedeniyle uygulanan yanlış strateji
  • Bilgi Teknolojisi: Kilit kadroların rakiplere kaptırılması, artan rekabet ve müşteri talebinde deÄŸiÅŸiklikler
  • Taşıma ve Dağıtim: Kilit kadroların rakiplere kaptırılması, artan rekabet ve müşteri talebinde deÄŸiÅŸikler
  • Seyahat ve Turizm: Artan rekabet, kilit kadroların rakiplere kaptırılması ve yanlış yatırım stratejileri
  • Perakende: Artan rekabet, müşteri talebi deÄŸiÅŸiklikleri (uygun bir ÅŸekilde ) demografik özelliklerde ve müşteri eÄŸiliminde deÄŸiÅŸiklikler
  • İmalat: Artan rekabet, mal fiyatında dalgalanma, tedarik zinciri baÅŸarısızlıkları
  • Kamu Kurumları(belediyeler...): Yangın ve doÄŸal afetler, personelin iÅŸe gelmemesi , IT güvenliÄŸinin çökmesi

YÜKSEK ETKİLİ RİSKE İLİŞKİN BAZI PLANLAR

Avrupalı orta büyüklükteki şirketlerin sadece yarısı yüksek finansal ekip potansiyeline sahip olarak değerlendirilen risklerin tespiti ve hafifletilmesi için resmi planlarının bulunduğunu ileri sürmektedirler.

Yüksek risklerle başa çıkmayı iddia eden Belçikalı ve İngiltereli şirketler bu kadar hazırlıklı durumda olmalarına rağmen %25 zarar görmeye açıktırlar. Yapılan araştırmalara göre işletmelerin 2/3ünün resmi bir risk planının bulunmadığı görülmektedir.

Buna karşın imalat sektörünün diğer sektörlerden farklı olarak riske daha iyi hazırlıklıdır.

Ancak turizm, taşıma, perakende ve seyahat zarar görmeye daha çok açıktır.

Ülke ve Sektör İtibariyle Kültürel Farklılıklar

Endişe ve riske hazırlık düzeyinde büyük oranda bölgesel farklılıklar mevcuttur.

İngiltere ve Belçika daki yöneticilerde daha fazla endişe görülmekle birlikte ellerinde diğer ülkelere göre halihazırda bulunan bir programları mevcuttur.

İtalya ve İspanya ise riske daha az hazırlıklı ülke konumunda oldukları halde daha rahat bir tutum sergilerler.

Fransa ve Almanya makul değerlerde riske karşı bir endişe mevcuttur fakat risk kontrolü hafifletilmesi planları ve prosedürlerinin iyileştirilmesi gereği bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi riske karşı tutumları coğrafi faktörler etkileyebilmekte fakat bunun yanında kültürel faktörler ve diğer faktörler de etkin rol almaktadır. Canlı bir ekonomi yüksek düzeyde gelir elde etme fırsatları aradıklarından işletme dış ortama odaklayabilmektedir. Tersine, durgunluk eğilimleri, şirketler verimliliklerini artırmak ve faaliyet performanslarına yönelik tehditleri daha yakından incelemek ve kendi işlerine baktıklarından riske daha muhafazakar bir yaklaşımla yaklaşılmaktadır.

Personel Riskleri:

a. Elde tutma
b. Cezbetme

Avrupa daki işletmeler üzerinde yapılan araştırmada orta büyüklükteki şirketlerin 1/5i personel devir hızlarının yüksek olduğunu itiraf etmektedirler.

İngiltere'ye ve İspanya'ya bakıldığında işletmelerin yaklaşık %25 i yüksek personel devir hızı sorunlarından muzdariptir. Her ülkede yüksek personel hızının oluşturduğu risklere karşı önlem alınmıştır.

 

 

Kaynaklar

1) Bandura, A. (1997). Self-Efficacy: The Exercise of Control. New York, NY: W.H. Freeman & Co.
2) Angle, H. & Perry, J. (1981). An empirical assessment of organizational commitment and Organizational effectiveness. Administrative Science Quarterly, 26, 1-14.
3) TASTAN, Z. Seçil , Japon Örgüt Kültürü

 

 
 
 
 
 
 
İlkhamle.com - Güncel
 
İlkhamle.com - Değişim
DEĞİŞİM
Liberal ve global değişime uğrayan dünyada insan beyni ve gücü gerek işletmeler gerekse de toplumlar için büyük önem kazanmıştır. Dolayısıyla birey eski pasif konumunu değiştirerek ...